Turls in America
Copyright Turks in America-2019
HomeAnalysisABD donanmasının muhafızı üç Erzurumlu Çoban Köpeği: Karabaş, Fındık ve Joe

ABD donanmasının muhafızı üç Erzurumlu Çoban Köpeği: Karabaş, Fındık ve Joe

ABD donanmasının muhafızı üç Erzurumlu Çoban Köpeği: Karabaş, Fındık ve Joe

Dr. Işıl Acehan

Diplomatik ilişkilerde hayvanların hediye edilmesi, yüzyıllardan beri var olmuştur.  Çin’in “Panda diplomasisi”, Avustralya’nın “Koala diplomasisi”, hayvanların yumuşak güç olarak kullanılmasında en öne çıkan örnekler. Örneğin Rusya Devlet Vladimir Putin’in köpek sevgisini bilen Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov 2010’da bir Bulgar çoban köpeği, Japonya Başbakanı Yoshihiko Noda da Japonya’ya özgü Akita cinsi bir köpeği, 2012’de hediye etmişti.

Hayvan diplomasisi örneklerinden daha az bilinenler arasında, Sultan Abdülmecid’in Osmanlı’dan 1856’da deve almak için gelen ABD donanması Generali David D. Porter’a, kendi çiftliğinden en iyi 6 devesini hediye etmesi, Amerikan devletinin de karşı bir jest yaparak 4 şeşhane tüfeğini İzmir valisine vermesiydi.

ABD ile Türkiye arasındaki en ilginç hayvan diplomasisi örneği ise 1930’da yaşanacaktı.

 

ABD’de gizli bir proje

1929’da New York Borsası çöküp, 1930’ların sonlarına kadar devam edecek Büyük Buhran dönemi, 1933’te Franklin D. Roosevelt’in de Başkanlık koltuğuna geçtiğinde de en öncelikli konusu olacaktı. “New Deal” ismiyle başlattığı ve ekonominin düzelmesi için uyguladığı bir dizi projeler, ekonomik reformlar ve düzenlemeler gerçekleşirken, tarımda da bilimsel çalışmalara ağırlık verilmişti.

Başkan Roosevelt’in New Deal programlarını destekleyen ve kabinesinde yer alan Tarım Bakanı Henry A. Wallace, dünyaya geldiği Iowa eyaletindeki çiftliklerinde küçük yaşlardan beri tarımla ilgilenmeye başlamıştı. Babası da 1921-1924 yılları arasında Tarım Bakanlığı yapmış olan Wallace, 20. Yüzyılın tarımda çığır açan bilimsel gelişmesi “hibrit mısır”ın geliştirilmesi ve üretilmeye başlamasında önemli bir rol oynamıştı. Genetik biliminin tarımda kullanımına oldukça ilgi duyan ve köpekleri çok seven, üstün zekâ özellikleri taşıdıklarına inanan Wallace’ın en önemli projelerinden birisi de “Çoban Köpeği Projesi” olacaktı. Bu proje, en iyi çoban köpeğini üretme ve zekâ özelliklerini keşfetme projesiydi.

Maryland Eyaleti’nde 1910 yılında Tarım Bakanlığı’nın araştırma merkezi olarak kurulan ve Henry A. Wallace’ın genişletilmesi ve tarıma yaptığı katkılardan dolayı 2000 yılında Henry A. Wallace’ın ismi verilen “Henry A. Wallace Beltsville Agricultural Research Center”, bu köpek projesinin yürütüleceği yer olacaktı. Beltsville araştırma merkezine sıkça uğrayanlar arasında, çeşitli kadın dergilerinde yayımlanan “My Day” isimli köşesi için malzeme toplayan First Lady Eleanor Roosevelt de vardı. Ancak, Eleanor Roosevelt de dâhil olmak üzere merkezin ziyaretçilerinden köpek projesi gizli tutuluyordu. 1934’te Tarım Bakanlığı’nda kütüphaneci olarak işe başlayan ve aynı yıl Beltsville Araştırma Merkezi’nin kütüphanesini oluşturmak üzere atanan yazar ve tarihçi Dee Brown, bu gizli projenin birkaç şahidinden birisiydi.

The Henry A. Wallace Beltsville Agricultural Research Center (BARC)

 

Türkiye’den gelen çoban köpekleri

Dee Brown, Beltsville kütüphanesi için çalışmaya başladığında, bilimsel çalışmaların yürütüldüğü binalara da yeni çıkan kitap ve dergileri dağıtmakla görevlendirilmişti. Kitap ve dergileri dağıttıkları bir gün projenin yürütüldüğü laboratuara girip, projenin başındaki Dr. Morton ve hayvan psikoloğu Dr. Katz ile tanışmasıyla, gizli çoban köpeği projesini de öğrenecekti. Dr. Morton’un güvenini kazanan Dee Brown, bu ziyaretinden birkaç hafta sonra ise Türk çoban köpekleriyle başlayan krize de şahitlik edecekti.

Dr. Morton bir sabah Beltsville kütüphanesine telaşla ve yüzü kızarmış bir halde giriş yapmıştı. Brown’a “Parazitik bir solucan hakkında bilgi arıyorum. Muhtemelen tenya ama onun ne olduğunu hemen bulmalıyım.  Bu ülkede bilinmiyor. Muhtemelen Orta Doğu’da, Türkiye’de olan bir parazit.” Morton bir yandan zor nefes alıp verirken, bu parazitin insanlara geçtiğinde çok tehlikeli olduğunu öğrendiğini belirtmişti.

Brown, Dr. Morton’ın aradığı bilgiyi, 1900’lerin başlarında yayınlanan kalın eski bir kitapta bulmuştu. Kobra şeklindeki bir solucanın resmine bakan Morton, altındaki açıklamayı okuduğunda “İşte bundan korkuyordum!” dedi başını sallayarak. “Köpeklerinden birini yok etmemiz gerekirse Türkler bundan hiç hoşlanmayacak!” Sabah çıkan krizle birlikte Anadolu çoban köpeklerinin Beltsville merkezindeki varlıklarından haberdar olan Dee Brown, bu köpeklerin nasıl geldiğinin hikâyesini ise Dr. Katz’dan öğrenecekti.

 

Büyükelçi Münir Ertegün ile Tarım Bakanı Wallace’ın Beyaz Saray’da çoban köpeği sohbeti

Türk çoban köpeklerinin gelişi ile bizzat Bakan Wallace ilgileniyordu ve Beltsville Araştırma Merkezi’ne ayrıntıları kendisi bildiriyordu. O sabah Dr. Morton’un telaşla Türk çoban köpekleri hakkında bilgi aramasına neden olan olaylar serisi, birkaç hafta önce Bakan Wallace’ın, Washington Büyükelçisi Münir Ertegün’ün  yanında oturduğu resmî bir Beyaz Saray yemeğiyle başlamıştı. Akşam yemeği sırasında Wallace, Ertegün’e amaçlarından birisinin en iyi dünyadaki en iyi çoban köpeğini belirlemek olduğundan ve Çoban Köpeği Projesi’nden bahsetmişti.

Mehmed Münir Ertegün

Bunu öğrenen Büyükelçi Ertegün heyecanla, “ama bu zaten belli” demişti. “En iyi çoban köpeği bizim Türk çoban köpeğimizdir.”

Wallace, bu konuda bilgisiz olduğunu belirtip “Türk çoban köpeği cinsinin farkında değildim” diye cevap vermişti.

Ertegün, “Belki de onları Türkiye’den ihraç etmeyecek kadar değerli bulduğumuz içindir” dedi. “Ancak, uluslararası bilim yararına, belki de projeniz için bir erkek ve bir dişinin alınmasını sağlayabilirim” diye de ekledi.

Wallace kibarca, “Bu harika olur” dedi, fakat süre sonra bu konuşmayı tamamen unuttu.

Diğer yandan, Büyükelçi Ertegün, Ankara ile görüşmeye başlamış, bir çift çoban köpeğinin İstanbul’dan getirilmesi için, altında Atatürk’ün de vefatından 4 ay önce altında imzası olan karar çıkarılmıştı. Çıkan kararda şöyle yazıyordu:

“Merinos çiftliği tarafından 50 lira mukabilinde mubayaa ve masrafları verilerek Erzurum’dan İstanbul’a sevk ettirilmiş ve şimdiye kadar da iaşe ve muhafaza masrafları adı geçen çiftlik tarafından verilmiş olan bir çift çoban köpeğinin yavrulerile birlikte hediye olarak Amerika Ziraat Nazırı adına terki…onanmıştır.”

Sonraki birkaç hafta boyunca Bakan Wallace Washington’dan uzaktaydı ve Roosevelt’in zor durumdaki çiftlik programlarını desteklemek için tarımın ön planda olduğu eyaletlerde konuşmalar yapıyordu.

 

ABD Dışişleri Bakanlığı’na gelen gizemli bir telgraf

Bakan Wallace’ın Washington’dan uzakta olduğu bir gün, Dışişleri Bakanlığı’na gizemli bir telgraf gelmişti. Şöyle yazıyordu:

“İSTANBUL’DA İKİ TÜRK ÇOBAN KÖPEĞİ BEKLETİLİYOR SEVKİYAT ÖNCESİ AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’NDEN BİR YETKİLİ GEREKLİ”

Telgraf, bir Türk liman görevlisi tarafından imzalanmış, ancak Dışişleri Bakanlığı çalışanları bunun bir tür gizli mesaj olduğuna inanmışlardı. Bunu anlayabilecek bir yetkiliye ulaşmasını umarak bir süre araştırmış, en sonunda Türk Büyükelçiliği’ne telefon etmeye karar vermişlerdi.

Bir süre sonra, Büyükelçi Ertegün durumu bizzat açıklamıştı. Türkiye’den Tarım Bakanlığı Çoban Köpeği Projesi’ne gönderilmek üzere bir erkek ve bir dişi çoban köpeği hediyesini bizzat kendisi ayarlamıştı. Çoban köpekleri kadar nadir ve değerli hayvanların, bu kadar uzun bir deniz yolculuğu için tam zamanlı bir yardımcıya ihtiyaç duyacağını belirtmişti. Bir Amerikan donanma gemisinin İstanbul civarında bir yerde seyir yapıp yapmadığını sormuştu.

Ancak ABD Donanması’nın hiçbir gemisi o sırada İstanbul’da değildi.

Anadolu çoban köpeklerinin ABD’ye getirilmesinde yaşanan sorun, Türk hükümeti ve ABD Tarım Bakanlığı Çoban Köpeği Projesi’nin aralarında çözmesi gereken bir sorundu. Bundan dolayı, Dışişleri Bakanlığı  telgrafı harekete geçmesi için Bakan Wallace’ın ofisine göndererek meseleden elini çekti. Wallace, bakanlıkta değildi ve yardımcılarından hiçbiri köpekler hakkında bir şey bilmediğinden, geri dönüşünü beklemek için mesaj askıya alınarak dosyaya konulmuştu. Yaklaşık bir hafta sonra İstanbul’dan Washington’a başka bir telgraf geldi:

TÜRK ÇOBAN KÖPEKLERİ, SS OCHRIDA GEMİSİ İLE İKİ DENİZCİ EŞLİĞİNDE YOLA ÇIKMIŞTIR. İKİSİ DE SAĞLIKLI.

Wallace, Washington’da konuşmalar arasında kısa bir mola sırasında bunu okuduğunda, görünüşe göre ofisindeki hiç kimseye anlatmamıştı. Sonraki haftalarda Wallace’ın makamına İtalya, Kuzey Afrika ve İspanya’dan -Ochrida vapurunun limana girdiği her yerden- her biri çoban köpeklerinin eğilimleri, iştahları, ağırlıkları ve tüy durumları hakkında kısa açıklamalar içeren telgraflar gelmişti. Nihayet en sonunda New York’tan bir telgraf gelmiş, Amerikan topraklarına geldiklerini, gümrükten geçişlerini ve Beltsville Araştırma Merkezi’ne yaklaşık olarak varacakları saati bildirmişti. Dr. Morton, derhal araştırma merkezi veterinerine haber vermiş ve iki adam, iki çoban köpeğini Maryland durağına getiren ekspres treni karşılamıştı.

 

“Türkleri kızdırmayı göze alamayız!”

Erkek çoban köpeği üzerinde yapılan testler, telgraflarda belirtildiği gibi, sağlığının mükemmel olduğunu göstermişti. Ancak dişi köpekte, Dr. Morton’un kütüphanede harıl harıl aradığı nadir ve tehlikeli tenya mevcuttu.

Bu hastalıkla ilk kez karşılaşan Dr. Morton’ın en büyük endişesi, ABD ile Türkiye arasında diplomatik bir kriz çıkmasıydı. Dişi çoban köpeği, hastalığının yanı sıra, bir de sürprizle ABD’ye gelmişti: hamileydi!

Kütüphaneci Brown, Dr. Morton’a bu parazitten kurtarıp kurtaramayacaklarını sorduğunda kafasını sallayarak  “hayatını riske atmadan mümkün değil” demişti.

Dr. Morton şöyle devam etti: “Ama özel bir laboratuvardan bir araştırmacı arıyoruz – yeni bir şey bulmuş olması gerekiyor. Biliyorsun, o dişi köpeği Çoban Köpeği Projemize kabul etmeliyiz, yoksa uluslararası kriz çıkacak! Türk büyükelçi, bilimin evrenselliği ve Türkiye’nin bize bu köpekleri sunarak bilimin ilerlemesinde oynadığı rol hakkında haberler, fotoğraflar ve büyük bir tanıtım için bizi sıkıştırıyor. Türkler bu köpekleri bize göndermek için çok zahmete ve masrafa girdiler. Eğer dişi olanı öldürürsek bizim iyi insanlar olmadığımızı düşünecekler.” Bunları söylerken de bir yandan üzerindeki baskı ve çaresizlikle içini çekiyor, üzgün bir şekilde başını iki yana sallıyordu…

“Avrupa’da tam da savaş kızışırken, herkes dâhil olmak zorunda olduğumuzu biliyor ve dünyada bulabildiğimiz tüm dostlara ihtiyacımız olacak. Türkleri kızdırmayı göze alamayız!” diyordu.

Olan bitenlerden ve yaklaşmakta olan krizden haberi olmayan Tarım Bakanı Wallace’a, Dr. Morton ulaşamamış, eşiyle görüşmüş ve ondan da dişi çoban köpeğini bir şekilde yaşatmalarının daha iyi olacağı yanıtını almıştı.

Dr. Morton’ın perişan halde, sanki iki gündür hiç uyumamış gibi göründüğünü düşünen Brown, “Belki de dişi köpeği süresiz olarak karantinada tutabilirsiniz” diye önermişti. Dr. Morton, “Bu oldukça karmaşık olur” diye yanıtladı. “O hamile.”

Nihayet, Köpek Projesi’nin son umudu olan ve başka bir şehirden gelen bilim adamı, o çok beklenen kurtarma formülünü uygulamayı başaracaktı! İç parazitleri tamamen ortadan kaldırmak için yeni ve gizli bir kimyasal formülü vardı ve o sırada Nebraska’da bulunan Bakan Wallace bir telefon görüşmesinden sonra, formülü denemeye karar verdiler. Neyse ki birkaç gün sonra sonuçlar tatmin edici olduğu açıklanmış ve veteriner her iki köpeği de Çoban Köpeği Projesine kabul etmişti. Birkaç gün içerisinde gazeteciler ve Büyükelçi Ertegün ile eşliğinde de bir gala da düzenlenmişti.

Gazetelerde çıkan haberlerden sonra bu devasa köpeklerin meraklıları da çoğalmıştı. Kütüphaneci Dee Brown, bir sabah bu Erzurumlu çoban köpeklerini görmeye gittiğinde, onlar için gelmiş birçok meraklıdan dolayı dakikalarca beklemişti.[1]

 

Çoban köpeklerini doyurma krizi

Birkaç gün sonra, çoban köpeklerinin gelişinden dolayı kargaşa azalmaya başlarken, doğan 12 yavruyla birlikte yeniden heyecan artmış, ancak yaşanan heyecan kısa sürede yerini endişeye bırakmıştı. Yavrular, araştırma merkezindeki yetişkin köpeklerden bile daha büyüktü! Hayvan psikologu Dr. Katz ve Dr. Morton’ın bu yavruları nasıl besleyecekleri konusundaki endişeleri giderek artıyordu. 12 yavru, Beltsville’deki diğer köpeklerin tümünden daha çok yiyordu. Hem Büyük Buhran’ın ekonomik etkileri, hem de kapıdaki savaştan dolayı artan askerî malzeme kriziyle Çoban Köpeği projesine Tarım Bakanlığı’ndan daha fazla bütçe ayrılması mümkün değildi. Çoban köpeklerini, devlet ihtiyaç fazlası olarak vermek de gündeme gelmiş ancak iki devlet arasında diplomatik bir krizden de çekinilmişti. Bu sırada 1940’da 45 kilogram gelen yavrulardan birisini satışa çıkardı.

 

Türkiye’nin hediyesi iki çoban köpeği bir yavrularına verilen kritik görev

Bu sırada, Beltsville’de yaşanan krizi sonlandırmak için bekledikleri bir fırsat gelmişti. 7 Aralık 1941’de, Başkan Fraklin D. Roosevelt’in “Alçaklıkla anılacak bir tarihtir bu gün” dediği Japonya’nın Pearl Harbor saldırısı gerçekleşmiş, ABD de sonunda Müttefikler tarafında savaş sahnesinde yerini almıştı. Japonya’ya karşı başlatılan savaşta en kilit rolü oynayan Amerikan donanmasının telsiz haberleşmesini sağlayan ve Washington DC yakınındaki Annapolis şehrinde bulunan istasyon, ilk dört tanesi 1918’de inşa edilen, daha sonra beş adet daha eklenen toplam dokuz adet vericiyi barındırıyordu. Amerika’nın savaşa girmesiyle, telsiz verici istasyonunun da güvenliğini sağlamak savaşta hayati bir önem taşıyordu.

ABD’nin Japonya’ya 8 Aralık 1941’de savaş ilân etmesinden kısa bir süre sonra Deniz Kuvvetleri Bakanlığı, Beltsville Araştırma Merkezi’nden telsiz istasyonunu koruyacak çoban köpeklerinden istemişti. Erzurum’dan binlerce kilometre gelmiş ve sadece kendi tanıdıkları insanlar dışında kimseye geçit vermeyen bu devasa iki Anadolu çoban köpeği, Karabaş ve Fındık’ın yanında bir de ABD’de doğan ve kendilerinden daha da cüsseli yavruları, Joe, en iyi bekçiler olarak önerilmiş ve işe alınmışlardı! Yavrulardan dört tanesi daha istasyona gelmiş, koruma görevine hazırlanmaları için eğitime başlamışlardı.

Annapolis Naval Radio Station, Maryland

İlk olarak Beltsville Araştırma Merkezi’ne gelişlerinde Mehmet Münir Ertegün’ün katılımıyla yapılan gala ve gazetecilerin ilgisiyle ünlü olan çoban köpekleri, bu kez de ABD donanmasının en kritik haberleşme merkezinin muhafızları olarak pek çok gazetede yerini alacaktı. Hatta Amerikan gazetelerinde, İngilizcesi “Sheperd Dog” olan Anadolu çoban köpekleri, Türkçe “Choban Kopek” olarak yazılacaktı. Yayınlanan haberlerde bu üç çoban köpeğinden dişinin isminin Fındık, erkeğin isminin Karabaş, yavrunun isminin de Joe olduğu belirtilmişti.

Bu heybetli köpekler, I. Dünya Savaşı’ndan beri “Devil Dogs” lakabıyla anılan Amerikan deniz piyadelerinin maskotu haline de gelmiş, onların da lakabı tam da bulundukları askerî konuma uygun olarak “Devil Dogs” olmuştu.

Annapolis telsiz istasyonuna gelmelerinden kısa bir süre sonra, bu istasyonun nasıl korunduğunu ve yakına gelmeye çalışacak düşmanlara korku salmak için de Karabaş, Fındık ve Joe ile bir gösteri düzenleyen deniz piyadeleri ve Kumandanları M. W. Arps, hazır bulunan ve ilgiyle izleyen gazetecilere, burayı korumak için en ideal köpeklerin bu Türk çoban köpekleri olduğunu, neredeyse 300 metre öteden kokuyu alabildiklerini, gün batımından sabaha kadar deniz piyadelerinin kontrolünde istasyonu koruduklarını söylemişti.

Bunun yanında tanıdıkları insanlara çok nazik olduklarını ancak tanımadıklarının telsiz istasyonu çevresine yaklaşırlarsa hayatlarının tehlikede olacağını söylüyorlardı. Hayvan Endüstrisi Bürosu yetkililerinden birisi “eğer bu köpekler gece açıkken telsiz istasyonunun yakınına giderseniz, canlı dönemezsiniz” diye pek çok gazete ve dergiye demeç vermişti. Bu yetkili şöyle devam etmişti:

“Beltsville’de geçirdikleri üç yıl, onların yabancılara karşı olan davranışlarını değiştirmedi. Devlet laboratuarına yeni atanmış birisi, olması gerektiği biçimde kendini onlara tanıştırmadığından dolayı çok kötü ısırıldı. Annapolis telsiz istasyonunun muhafızları olarak, sabotajcılar ve casusların hakkından gelmek için sadece geceleri tasmasız bırakılıyorlar.”

San Francisco Examiner: “Her biri 35 kilonun üzerinde gelen bu Çoban Köpeklerinin memleketi, Türkiye’nin doğusundaki Erzurum’dur ve yüzyıllardır burada yetişmektedir. En yakın akrabaları Tibet çoban köpeğidir” diye yazmıştı.[2]

Gazetecilerden birisi haberi şöyle bitirmişti: “Bugüne kadar “Choban Kopek”diye bir şey duymadım. Siz duydunuz mu? Onunla karşılaşmaktansa hakkında yazılanları okumayı tercih ederim.”[3]

Bilimsel ilerlemeye katkı için Büyükelçi Ertegün’ün girişimiyle Türkiye’nin ABD’ye hediyesi Anadolu Çoban köpeklerinin ABD donanmasındaki vazifeleri bugün unutulup gitse de, iki ülkenin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan dostane ilişkilerinin önemli bir göstergesiydi.

 

 

 

 

 

 

 

 

[1] “Dog Days” by Dee Brown. Dog Days, by Dee Brown – ASDI, Inc. (anatoliandog.org)

[2] The San Francisco Examiner, 11 Ocak 1942.

[3] Pittsburgh Post-Gazette, 25 Nisan 1942.

isilacehan@turksinamerica.com

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.