Turls in America
HomeAnalysisSecond-3Manisa’dan New York’a bir başarı öyküsü: Moris Şinasi

Manisa’dan New York’a bir başarı öyküsü: Moris Şinasi

Manisa’dan New York’a bir başarı öyküsü: Moris Şinasi

ABD gazetelerinin “Amerika’da zengin oldu ama hiçbir zaman Türkiye’deki memleketini unutmadı” diye yazdığı Moris Şinasi (Musa Eskenazi) 1861’de yoksul bir Yahudi ailenin çocuğu olarak Manisa’da dünyaya gelmiştir. Çocuk yaşta difteriye yakalanan Musa, Hafsa Sultan Darüşşifası’nda tedavi görür ve iyileşir. 15 yaşındayken ağabeyi Solomon ile gemiye atlayıp İskenderiye’ye giderler.

Burada Garofolo isimli tütün tüccarı hayatlarını değiştirecektir. Garofolo’nun yanında çalışmaya başlayan iki kardeş, 1893’te ABD’nin yolunu tutar. Musa, 1893 Chicago Fuarı’nda kendi icadı olan ve patentini aldığı sigara sarma makinesini tanıtır ve başarıya giden yolun temelleri burada atılır.

Wall Street’te Schinasi Brothers (Şinasi Biraderler)

İki kardeş, 1893’te New York’un Wall Street bölgesinde açtıkları Schinasi Brothers isimli sigara fabrikasında ünlü Virginia tütünü yerine Osmanlı’dan ithal ettikleri tütünü kullanmaya başlarlar. Markalarını “natural” (doğal) olarak sunan Şinasiler, kısa sürede büyük bir başarı elde etmişlerdir. Sigara paketlerinde ise antik Mısır sembolleri vardır.

Birkaç sene içerisinde milyoner olan Musa ve Solomon, Amerika’da Morris ismini alır ve 1899’da Amerikan vatandaşı olur. Selanikli Laurette ile evlenir, Victoria, Juliette ve Altina adında da üç kızları olur. Solomon Şinasi’nin de evliliğinden Leon isimli bir oğlu vardır.

Moris ve Solomon Şinasi, Osmanlı endüstrisine katkılarından dolayı 1906’da Sultan Abdülhamid tarafından Mecidiye Nişanıyla onurlandırılırlar. Sultanın nişanların yanında gönderdiği pek çok hediye ve iki Arap atı da bulunmaktadır. İki kardeşin de Osmanlı İmparatorluğu ve daha sonrasında Türkiye ile de sıkı bağları devam eder.

Daha sonra, 1904’te Harlem’de 5 katlı büyük bir fabrika binası satın almışlardır. Türk tütününü ABD’ye tanıtan ve bununla birlikte 23 yıl boyunca ABD’nin sigara üretim tekelini elinde bulunduran şirketlerle mücadele eden Solomon ve Moris Şinasi, sonunda şirketi 1916’da rakip şirket Tobacco Products Corporation’a satmış, Solomon Şinasi’nin oğlu Leon da şirketin genel müdürlüğüne getirilmiştir.

Moris Şinasi’nin vasiyeti

Solomon Şinasi, 1919’da kalp rahatsızlığı sonucu hayata veda etmişti. Moris Şinasi ise 1928’de vefat ettiğinde 5 milyon dolarlık servetinin 1 milyon dolarını, memleketi Manisa’da bir hastane kurulması için bağışlamıştı.

Kurulacak hastane için Türkiye devletiyle görüşmeler 1929’da başlamış,   Laurette Şinasi de 11 Mayıs 1930’da Manisa’ya gelmişti. Yanında Moris Şinasi’nin vasiyetini gerçekleştirmek üzere 1 milyon doları yatırdığı New York, Chemical Bank and Trust Company’nin genel müdür yardımcısı Huntington Turner da bulunmaktaydı.

Laurette Şinasi, Ankara’dan Manisa’ya gelen Sıhhat ve içtimai Muavenet Vekâleti umumi müfettişi Fuat Bey, aynı vekâletten Dr. Naci Bey, CHF müfettişi Zühdi Bey, Belediye başkanı Rıza Bey ve Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kadınlar Birliği üyeleri tarafından karşılanır. Eşinin Manisa’da doğup büyüdüğü evi de ziyaret eden Laurette Şinasi, Chemical Bank temsilcisi Huntington Turner ile İstanbul’a geri döndükten sonra, Ankara’ya tekrar gidip Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Sıhhiye Vekili (Sağlık Bakanı) Dr. Refik Saydam ve Başvekil İsmet İnönü ile görüşerek ve 27 Mayıs 1930 tarihinde Ankara’dan ayrılır.

Moris Şinasi Hastanesinin inşaatı

Moris Şinasi’nin vasiyetini gerçekleştirmek üzere 1 milyon doları yatırdığı New York, Chemical Bank and Trust Company’nin genel müdür yardımcısı Huntington Turner, Moris Şinasi’nin ayrıldıktan sonra bir daha da hiç dönmediği Manisa’ya New York’tan üç kez daha gelir ve hastanenin inşaatı için Sağlık Bakanlığı yetkilileriyle görüşüp gerekli işlemleri gerçekleştirir.

Bina, New York’un ünlü mimarlık firması Thompson and Churchill Architects tarafından tasarlanır. Hastanenin inşaatından sorumlu Allen Harisson da Manisa’ya gelmiştir. İnşaatı için 200 bin dolar, yıllık giderleri için de fon olarak 800 bin dolar için hastanenin vakfına bırakılmıştır.

Hemen sonrasında Dr. Refik Saydam, Chemical Bank and Trust Co.’nun gönderdiği yazıda hastanenin inşası için nakden ödenecek olan 200 bin dolarlık tutarla kırk yataklık bir hastanenin inşa edilebileceğini bildirir. Vakfedilen 800 bin dolarlık kısmın menkul kıymetlere yatırılmasından elde edilecek yıllık yaklaşık 30 bin dolar gelirin her yıl hastaneye bağışlanmak üzere T.C. Ziraat Bankası A.Ş.’ye havale edilmesinin uygun olduğunu söyler.

Laurette Şinasi’nin Amerika’ya geri dönüşünün ardından, Dr. Refik Saydam’ın sayesinde hastane için gerekli bütün teçhizatı kapsamına alan bir gümrük muafiyeti de TBMM tarafından 28 Aralık 1931 tarihinde kabul edilir.

Dr. Refik Saydam tarafından hazırlanan hastanenin yönetimiyle ilgili kararname taslağının birinci maddesine göre hastanenin adı Beynelmilel Moris Şinasi Hastanesi olacaktır.

Hastanenin inşaatı l Haziran 1932 tarihinde başlamıştır. İnşaatın tarihini taşıyan temel taşı l Ağustos 1932 tarihinde Manisa Valisi’nin de hazır bulunduğu bir törende temele yerleştirilir. Gösterişli bir tören yapılarak koyunlar kurban edilir ve Atatürk’e teşekkür sunulur. [1]

“Moris Şinasi’nin doğduğu şehre hediyesidir”

15 Ağustos 1933’de açılan hastane için düzenlenen tören sırasında Huntington Turner’ın da ABD’den getirdiği Moris Şinasi’nin külleri, hastanenin duvarındaki ‘‘Moris Şinasi’nin doğduğu şehre hediyesidir (1855–1928)’’ ibaresini taşıyan anı plakasının arkasına gömülmüştür.

Açıldığında bu hastaneden uzmanlar “dünyanın en iyi donanımlı ve en iyi planlanmış küçük hastanesi” diye bahsetmekteydi. 40 yataklı hastanenin koğuşları, tıptaki en son yeniliklere göre donatılmıştı. Hastane binasının taşlarına kadar ABD’den getirilmişti.

Robert Kolej mezunu, ünlü cerrah Op. Dr. Memduh Necdet Bey (Otaman) de Ankara’daki Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi ve Amerikalı mütevelli heyetinin anlaşmasıyla hastanenin başhekimi olarak atanmıştı. Doktor ve hemşirelerin hepsi Türkiye vatandaşlarından oluşmaktaydı.[2]

lk açıldığında genel hastane statüsünde olan hastane, daha sonra Moris Şinasi Uluslar arası Çocuk Hastanesi adını aldı. Moris Şinasi’nin vakfettiği 800 bin doların menkul kıymet fonu Chemical Bank tarafından yönetilmeye devam etmiş, 31 Mart 1996 tarihinde JP Morgan Chase Bankası çatısı altına geçmesinden sonra fon bu banka tarafından yönetilmeye başlamıştır. Fonun 1933 yılından beri her yıl düzenli bir şekilde yıllık getirisi Moris Şinasi Hastanesi’ne bağışlanmaya devam edilmekteydi ancak hastane 2018’de kapılarını tamamen kapattı.

Moris Şinasi mirasının 300 bin dolarlık kısmı da maddi yardımlar için New York’taki 10 farklı Yahudi sağlık merkezi ve hastanesine bıraktı. Aynı şekilde, Solomon Şinasi ve oğlu Leon Şinasi’nin de hastane ve sağlık kurumlarına önemli bağışlar yaptığı görülüyor.

Altina Şinasi  

Çocukları arasında Amerika’da ve Amerika’da en çok tanınan, en küçük kızı Altina Şinasi oldu. Heykeltıraşlık, tasarımcılık, film yapımcılığı gibi müthiş bir kariyere sahip olan Altina Şinasi, New York’un ünlü 5. Caddesi’ndeki mağaza vitrinlerinin tasarımcılığını yaparken ünlü ressam Salvador Dali ile de çalıştı.[3]

1950’lerde Marylin Monroe da dâhil olmak üzere pek çok Hollywood ünlüsünün kullandığı, dünyaya yayılan halen de revaçta olan “kedi gözü” gözlükleri tasarladı. 1939’da gözlük sektöründe yarattığı devrim için Lord&Taylor Amerika Tasarım ödülünü aldı.

[1] http://ttm.cbu.edu.tr/manisa’da-saglik-kuruluslari/moris-sinasi-cocuk-hastanesi-tarihce.9051.tr.html

[2] The Daily Plainsman, 28 Eylül 1933.

[3] Altina, A Documentary film on Altina Schinasi.

Share With:
Rate This Article

isilacehan@turksinamerica.com

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.