Turls in America
HomeAnalysisShowcaseABD’nin en ünlü boksörlerini yetiştiren bir Osmanlı diplomat eşi: Madame Bey

ABD’nin en ünlü boksörlerini yetiştiren bir Osmanlı diplomat eşi: Madame Bey

ABD’nin en ünlü boksörlerini yetiştiren bir Osmanlı diplomat eşi: Madame Bey

Ali Ferruh Bey 1898’de Washington Sefiri olarak görev yapmaya başladığında eşi ve kız kardeşiyle birlikte gelip kaldığı üç yıl süresince Washington çevrelerinde de takdir görmüştü.

Amerikalı kadınlar için bisiklet feminizmin sembolü haline geldiğinde, Ali Ferruh Bey’in eşi ve kız kardeşi bisikletçi kıyafetleriyle, evlerinin bulunduğu Washington’daki Cleveland Park’ta her gün pedallarını çevirirken görüldüğünde de oldukça ilgi uyandırmıştı. 1901’de Ali Ferruh Bey’in görevi bittiğinde yerine gelen Şekip Bey’in eşi vefat etmişti, iki oğlu vardı.

Ancak sefarette Ali Ferruh Bey’in de eşini, sahip olduğu yeteneklerle gölgede bırakan bir diplomat eşi vardı: Hranuş Sıdki Hanım, namıdiğer Madame Sıdki Bey.

Washington Sefareti İkinci Kâtibi Sıdki Bey’in eşi olan Madame Sıdki Bey, İstanbul’da doğmuştu. Babası Ermeni, annesi Fransızdı. Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nde eğitim görmüştü. Yedi dil biliyordu, İtalya’da opera eğitimi almıştı, güzelliği ve kıyafetleri Washington ve New York cemiyetinde dillere destandı.

ABD Başkanı McKinley ve eşi ile Sıdki Bey ailesinin dostluğu

Sıdki Bey ile eşi Madame Sıdki Bey, 1897’de göreve başlayan ve 1900’de yeniden başkan seçilen ABD Başkanı William McKinley ve eşi Ida Saxton McKinley ile de çok yakın arkadaşlardı.

Sıdki Bey, aynı zamanda New York Başkonsolos vekili olarak görev yapıyordu. Başkan McKinley, ikinci kez seçilmesinin ardından göreve başlama ziyaretlerini eşinin hastalığı nedeniyle bir süre ertelemişti. Ertelenmiş olan New York, Buffalo’daki Pan-Amerikan Fuarına ziyaretini 5 ve 6 Eylül 1901’de gerçekleştirecek, halkla bir araya gelecekti.

Başkan McKinley, Sıdki Beyleri de davet etmiş, Madame Sıdki Bey’den o muhteşem mezzo-soprano sesiyle Amerikan ulusal marşını söylemesini istemişti. Madame Sidki Bey’in ulusal marşı okuması ve MCkinley’in konuşmasını gerçekleştirmesinin ertesi günü, başkanın halkla selamlaşması için düzenlenen resepsiyonda Sidki Bey ve Madame Sidki Bey yine oradaydı.

McKinley suikastında Madame Bey de hemen arkasındaydı

Resepsiyonun düzenlendiği Temple of Music salonunda Leon Czolgosz isimli anarşist McKinley’e yaklaşıp, bir beze sardığı tabancasıyla iki el ateş etti. Başkan’ın hemen birkaç adım gerisinde olan Madame Sıdki Bey, vurulduğunu görmüştü. Hatta ABD Deniz Kuvvetleri Generali, cerrah Presley Marion Rixey’i bulup McKinley’i getiren de oydu.

McKinley aldığı yaralardan dolayı bir hafta sonra hayata veda etti.  Madame Sıdki Bey, daha sonraları da Başkan’ı o halde görmekten duyduğu büyük acıyı dile getiriyordu.[1]

Madame Sıdki Bey, Başkan McKinley suikasta uğramadan bir önceki gün arkasında, en solda

New York’ta yeni bir hayat…

Sıdki Bey, 1908 Jön Türk Devrimi’nden sonra ve hakkında çıkarılan bazı iddialar dolayısıyla 1909’da görevden alındı. Sıdki Bey aynı zamanda sanat eserleri, değerli halı ve kilim işlerine meraklıydı. Diplomatlığı sırasında büyük bir koleksiyona sahip olmuştu. Bu konudaki uzmanlığını bundan sonraki hayatında kullanmak istiyordu.

Madame Sıdki Bey’le antika sanat eseri ve değerli halı- kilim ithalatı işine girmeye karar verdiler. Sıdki Bey’in görevde bulunduğu sürede edindiği varlıklı çevre ve diplomatlık becerisi, bu işteki başarısında da oldukça etkili olacaktı.

28 Nisan 1909’da New York Times’ta şu ilan vardı:  “Bugün Fifth Avenue Art Galleries’te satışa sanat eserleri satışı başlayacak ve 4 gün sürecektir. Bu sanat eserleri, Türkiye’nin Washington Sefareti eski Kâtibi Sıdki Bey’e aittir.  Koleksiyonun içerisinde İran ve Türk kapı perdeleri (portiere), tekstil ürünleri, işlemeler, zırhlar, pirinç eşyalar, ve 16. YY’da dokunmuş halılar bulunmaktadır.”[2]

Sıdki Bey, 1910’da İstanbul’a gidip yeni eser ve halılar getirdi, iş bağlantılarını yaptı ve bu tarihten sonra ABD ve Kanada’nın pek çok büyük şehrinde ithal ettiği eserleri satmaya başladı.

Madame Sıdki Bey, hem eşi görevdeyken, hem de sonrasında New York’ta opera söylemeye başlamış,  1910’da Carnegie Hall’da da bir konser vermiş, herkesi büyülemişti. New York’un meşhur opera sahnesi Metropolitan Opera House’un İtalyan yöneticisi Guilio Gatti-Casazza, Madame Sıdki Bey’e Metropolitan’a söylemesi için teklif götürdü ancak Madame Sıdki Bey bu teklifi kabul etmedi.

Sıdki Bey, 1914’te New York’a göç eden, İran asıllı bir İstanbullu, Ehsan Karadağlı ile 1915’te ortak olup New York 5. Cadde’de, daha çok değerli halı ve kilimlerin satıldığı Teheran Rug Company isminde bir mağaza açtılar. Ehsan Bey ile Sıdki Bey ve Madame Sıdki Bey, ömür boyu sürdürecekleri bir dostluğun temellerini de atmış oldular.

İki yıl boyunca kadar çok iyi giden işleri, 1917’de ABD’nin Almanya’ya karşı savaş ilan etmesiyle sekteye uğrayacaktı. Madame Sıdki Bey, savaşla birlikte ABD’de Türklere karşı düşmanlığın oldukça yoğunlaştığını, bundan dolayı kendi işlerinin de kötü etkilendiğini anlatmıştı.

 

New York’tan New Jersey’e taşınma ve Madame Bey efsanesinin doğuşu

1918 yılı, oldukça başarılı giden ticaretin sonu olacaktı. İhsan Bey’in babası 250.000 dolar değerinde halı ve kilimi Tranzon’dan bir gemiye yükletmiş, gemi yolda Ruslar tarafından ele geçirilip içindekilere el koyulmuş ve bu olay da Teheran Rug Company’nin sonu olmuştu. Sıdki Bey ve Madame Sıdki Bey tüm mal varlıklarını bu olayla kaybetmişti.

“Ancak bu olay, bir bakıma Madame Bey efsanesinin doğuşu olacaktı.  Sıdki Bey, iflas etmeden önce New Jersey, Chatham’da bir çiftlik satın almıştı ve ikili buraya taşınmaya karar verdi. Onlarla birlikte her şeyini kaybeden Ehsan Bey de buraya da, artık ailesi haline gelen Bey ailesiyle birlikte taşınacaktı.

İçerisinde bir ev, garaj ve ahırın bulunduğu çiftlik, hafifsıklet Dünya Şampiyonu olan Freddy Welsh’in henüz yeni kurduğu sağlıklı yaşam çiftliğinin oldukça yakınındaydı. Sıdki Bey, Madame Bey ve İhsan Bey artık Washington ve New York sosyetesinden uzak çiftlik hayatına alışmaya çalışıyor, çiftçilik yapıyordu. Freddie Welsh’in hayalini gerçekleştirmek üzere açtığı sağlıklı yaşam çiftliği de çok iyi işlemiyordu ancak Welsh’in bokstaki ünü, yavaş yavaş çiftliği boksörlerin hazırlık için geldiği bir kampa dönüştürmeye başlamıştı.

İçerisinde bir golf sahası, modern bir mutfak, tenis kortları ve yüzme havuzu yaptırarak, 1917’de pek çok ünlüyü davet edip hayalini kurduğu sağlıklı yaşam merkezinin açılışını gerçekleştiren Welsh, burasını birkaç sene yürütebildi. I. Dünya Savaşı’nda yaralı askerlerin iyileştirilmesi için, açılışından kısa bir süre sonra çiftliği bırakıp orduda hizmet verdi.

Yaşadığı pek çok talihsizlikten sonra 1925’te çiftliği yine bırakıp orduda görev yapmaya karar vermişti. Çiftliği yokluğu sırasında yönetmesi için bir müdür aramaya başladığında Sıdki Bey ve eşi Madame Sıdki komşularının bu ilanına cevap verdi ve Madame Sıdki, çiftliğin yöneticiliğini yapmaya başladı.

Madame Bey, 1938 The Summit Historical Society

Madame Sıdki Bey kendi boksör kampını kuruyor

Madame Sıdki, müthiş disiplinli bir kadındı. Çiftlikte koyduğu kurallarla sporcular maçlarda galip geliyor, kampın ünü giderek artıyordu. Ancak bir boksör üzerine Welsh ve Madame Sıdki Bey anlaşmazlık yaşamıştı. Bu yüzden, kendi evinde boksörlerin maçlara hazırlanmasına yönelik bir kamp kurmaya karar verdi.

Garajlarını, iyi bir marangoz sayesinde bir gecede boks merkezine dönüştürdüler, Madame Sıdki Bey, boksörlerin eğitebilecekleri bir kamp oluşturdu. Merkezin ismi “Bey’in Eğitim Kampı” (Bey’s Training Camp) oldu. Herkes ona artık “Madame Bey” diyordu.

Ünlü boksörler New York ve Avrupa’dan gelmeye başlamıştı. Boks kampında kalan boksörler, Madame Bey’in kurallarına sıkı sıkı uyuyordu . Alkol kesinlikle yoktu, sabah 6’da kalkılıyordu, 7’de kahvaltı,  akşam 5’te yemek; 10’da lambalar kapatılacak, küfür yok, kadın yok. Madame Bey, onlar için oldukça sağlıklı bir yemek programı da hazırlamıştı.

 

“Benim çocuklarım”

Madame Bey’in kurallarını boksörler ona sadece saygı duyduğu için değil, onlar için bir anne figürü olduğu için de benimsemişti. Madame Bey, “benim çocuklarım” (my boys) dediği boksörlere eşi Sıdki Bey ile bir aile ortamı sağlıyor, onları hem bedenen, hem de ruhsal olarak maçlara hazırlıyordu. Madame Bey pek çok dil konuştuğu için hepsiyle rahatlıkla iletişim kuruyordu.

Madame Bey, çoğu henüz yeni yeni boks sporuna başlayan ve çocuğu gibi benimsediği boksörlerinin kişiliklerine önem vermiş, onları gazetelerde tarif edildiği gibi vahşi dövüşçüler olarak değil, idealleri olan, duygusal, entelektüel, sadece hayatını daha iyi bir hale getirmek için uğraş veren gençler olarak görmüştü. Onların sorunlarını da dinleyip, öğüt veren ve pek çoğununu başarılı, ödüllü birer boksör haline getiren Madame Bey, “onlarla kurduğum anne-oğul bağı, anneler gününde de Madame Bey’in kutlamalara boğulmama neden oldu” diye anlatıyordu.

Boksörler ona “anne” diyordu, Madame Bey de onların her birine güzel sözlerle sesleniyordu. “Benim çocuklarım beyefendidir, onların ringde dövüşürken nasıl davrandıklarını görmek istemiyorum, çünkü benim yanımdayken öyle değiller” diyordu. Boks maçlarına nadiren gidiyor, eğer “çocuklarından birisi” ringde dövüşüyorsa bakmıyordu.

1930’larda Madame Bey hemen her gün gazetelerin spor sayfalarında yer alıyordu. Madame Bey’in yetiştirdiği ve kampındaki eğitimden sonra dünya şampiyonu olmuş boksörler arasında kimler yoktu ki: “Cinderella Man” lakabıyla tanınan ve Russell Crowe’un başrolde oynadığı filmle yeniden ilgi odağı olan James J. Braddock,  Max Schmeling, Freddie Steele, Tommy Farr, Paul Berlenbach, Primo Carnera, Lou Ambers ve Gene Tunney…

Madame Bey, Gene Pantalone

Sıdki Bey’in vefatı, Madame Bey’i çok sarsmıştı

Sıdki Bey ve Madame Bey’in New York’ta doğan oğulları Rüstem Bey, 1920’de New Jersey, Chatham’ın yeni kurulmuş olan Polis teşkilatında göreve başladı, 1937’de Polis Şefliğine getirildi.

Aynı yıl, Sıdki Bey vefat ettikten sonra Madame Bey hiçbir zaman eskisi gibi olamadı. Artık kampta daha çok eski günlerinden bahsetmeye, Osmanlı Büyükelçiliğinde diğer ülke temsilcilerine şarkı söylediği, Beyaz Saray’da dans ettiği zamanları anmaya başlamıştı. Oğlu Rüstem Bey, Polis Şefliğinden arta kalan zamanları annesiyle daha çok geçiriyordu.

Sağlığı iyice kötüye giden Madame Bey, kalp rahatsızlığından dolayı iki hafta hastanede tedavi gördükten sonra evine döndü ve 30 Ocak 1942’de, elinde Sıdki Bey’in bir fotoğrafıyla hayata gözlerini yumdu.[3] Cenaze töreni boks kampında düzenlenen Madame Bey’in vefatı boks dünyasını da yasa boğdu ve pek çok gazetede yer aldı. Herkes ondan “Madame Bey yüzlerce kişi için bir kadından çok daha fazlaydı, o bir eğitim enstitüsüydü” diye bahsediyordu.

Madame Bey’in vefatından sonra ortakları Ehsan Karadağlı kampın ismini “Ehsan’s Training Camp” olarak değiştirdi ve 20 yıldan uzun bir süre daha hizmet verdi. Şimdilerde unutulsa da, Madame Bey inanılmaz bir yaşam öyküsüne sahip, yüzlerce boksörü eğiten ve hayatını değiştiren kadın olarak tarihe geçti.

 

[1] El Paso Times, 12 Aralık 1937.

[2] Gene Pantelone, Madame Bey’s: Home to Boxing Legends, Archway Publishing, 2016.

[3] The Greenville News, 05 Şubat 1942.

Share With:
Rate This Article

isilacehan@turksinamerica.com

No Comments

Leave A Comment